peygamberimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
peygamberimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2012 Perşembe

GÖZLERİNİZE İBADETTEN NASİBİNİ VERİNİZ
































Bir gün Peygamber Efendimiz (sav), sahâbîlerine:
“–Gözlerinize ibâdetten nasîbini veriniz!” tavsiyesinde bulunmuştu.

“–Gözlerimizin nasîbi nedir ey Allâh’ın Rasûlü?” diye sordular. Peygamber Efendimiz (sav)de:


“–Mushafa bakmak, onun içindekileri düşünmek ve inceliklerinden ibret almaktır.” buyurdular.



(Süyûtî, I, 39)



15 Mart 2012 Perşembe

PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN BİR GÜNÜ


Peygamber Efendimiz (S.A.V) gecenin son üçte birine doğru uyanırdı. Cihana bedel gözlerindeki uykuyu eliyle silerek doğrulur ve “Bizi öldükten sonra dirilten Allah’a hamd olsun. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak da O’dur.” diye dua ederdi.

Bazen Medine’nin berrak gökyüzüne bakarak, Al-i İmrân Sûresi’nin son on bir âyetini okurdu. Sağ tarafından başlayıp gömleğini giyer ve ilk iş olarak inci dişlerini misvâklardı.

Abdest bozacağı yere yaklaştığı sırada “Allah’ım! Her tür şeytandan (kötülüklerden ve günahlardan) sana sığınırım” diye dua eder, oradan uzaklaşırken “Allah’ım! Beni bağışlamanı dilerim” anlamında “Gufrânek” derdi. Abdest alıp teheccüd namazına başlardı.

Canlı ve coşkulu bir ibadetten sonra mübarek bedeni yorulduğu için yeniden istirahata çekilirdi. Ayrıca geceleri Bakî Mezarlığı’na gider, vefat eden ashâbına dua ederdi. Çok önem verdiği bu görevi hiç ihmâl etmezdi.

Sabaha doğru müezzin, Resûlullah’ın (S.A.V) evine iki defa uğrardı. Birincisinde namaz vaktinin girdiğini haber verir, o zaman Efendimiz tekrar kalkıp sabah namazının iki rekat sünnetini kılar, sağ tarafına uzanıp dinlenirdi.

Müezzinin ikinci gelişinde mescide çıkıp kendisini bekleyen ashâbına sabah namazını kıldırırdı. (Buhârî, Teheccüd 23)

Namaza başlamadan önce safların ip gibi düzgün tutulmasını tavsiye eder, bazen sahabilerin omzuna dokunarak herkesi bir hizaya getirirdi. (Müslim, Salât 122-128)

Ortalık iyice aydınlanmadan namaz kılınmış olur, kadınlar geldikleri gibi sessizce evlerine döner, âcil işi olmayan erkekler Peygamberimiz’le (sav) beraber olmak, onun gül yüzüne doya doya bakmak için yerlerinden ayrılmazlardı.

Mihrapta bağdaş kurup oturan Efendimiz (sav) güneş doğuncaya kadar ashâbıyla sohbet ederdi. (Müslim, Mesâcid) Bazen ashâbına o gece gördükleri rüyayı sorar, rüyalarını tâbir ederdi; rüya gören olmamışsa kendi rüyasını anlatırdı.

Zira Peygamberimiz (sav) rüyalarda önemli olayların ipuçlarını bulur, mü’minin gördüğü rüyanın peygamberliğin kırk altıda biri olduğunu söylerdi. (Buhârî, Ta’bîr)

Peygamber Efendimiz (sav) daha sonra eve döner, besmele çekerek içeri girer, sol tarafından başlayıp ayakkabısını çıkarır, ev halkına selâm verirdi.

Eve besmeleyle girildiğinde şeytanın üzüldüğünü, adamlarını “Artık burada kalamazsınız” diye uyardığını söylerdi. (Müslim, Eşribe) Eve girerken “Allah’ım! Senden hayırlı giriş, hayırlı çıkışlar niyaz ederim. Allah’ın adıyla girdik, Allah’ın adıyla çıktık ve Rabb’imiz olan Allah’a tevekkül ettik.” der, içeri girer girmez yine dişlerini misvâklardı. (Müslim, Tahâret)

Sonra hanımına evde yiyecek bir şey olup olmadığını sorar, yiyecek bir şey yoksa oruca niyet ederdi. (Müslim, Sıyâm) Eline geçeni yoksullarla paylaştığı için yiyecekleri sık sık tükenir, evlerinde haftalarca yemek pişmediği olurdu. Aişe annemizin dediği gibi böyle zamanlarda hurma ve su ile veya komşuların gönderdiği yiyeceklerle yetinirlerdi.

Gün olur bir tabak yemekle, gün olur birkaç hurmayla idare ederdi. Bir şey yerken besmele çekmeyi, sonra da “elhamdülillah” demeyi hiç ihmal etmezdi.

Evde bulunduğu saatlerde eşlerine her konuda yardım ederdi. Gerekirse evi süpürür, hayvanları sağar, elbisesini yamar, kendi işini kendi yapardı. (Ahmed İbni Hanbel, Müsned)

Her sabah onların hatırını sorar, ihtiyaçlarını öğrenir, sonra da bunları temin ederdi. Yolda karşılaştığı kimselere selâm verip tokalaşırdı. Duha namazı diye de anılan kuşluk namazını hiç ihmal etmezdi. Öğle sıcağı iyice bastırınca kaylûle yapar yani öğle uykusuna yatardı. Sevdiği kimselerin evinde kaylûle yaptığı da olurdu. Vaktinin önemli bir kısmı Mescid-i Nebevî’de geçerdi. Müslümanlar’la orada görüşüp sohbet eder, sorularını cevaplandırır, öğüt isteyenlere öğüt verirdi.

Önemli bir duyuruda bulunacağı zaman herkesi orada toplar, ganimet mallarını dağıtır, göndereceği heyetleri, askerî birlikleri, tayin edeceği kumandanları, valileri, zekât memurlarını, dini öğretecek muallimleri belirler, yabancı heyetleri kabul eder, onları orada veya mescidin yanında kurulan çadırlarda ağırlardı.

Sağ tarafına yatardı. Yatsı namazı kılındıktan sonra önemli bir işi yoksa, kardan beyaz dişlerini temizleyip abdestini alır, yatağına gider, İhlâs ve Muavvizeteyn’i yani Kulhüvallâhüahad ile Kul eûzüleri okuyup ellerine üfler, sonra da ellerini yüzüne ve vücuduna sürerdi. Yavaşça sağ yanına uzanır, mis kokulu avucuna gül yanağını koyar ve bazı dualar okurdu.

Kimi zaman kısaca “Allah’ım! Senin adınla ölür, senin adınla dirilirim” anlamında “Allâhümme bismike emûtü ve ahyâ” der (Buhârî, Daavât) bazen daha uzun dualar okur, sonra kendisini bir tür ölüm kabul ettiği uykunun kollarına bırakıverirdi.
 
alıntı iyilikguzellik.com

19 Ocak 2012 Perşembe

RESULULLAH'DAN ALTIN TAVSİYELER



Bir gün, bir adam Peygamber Efendimiz'in (asm) yanına gelerek, "Size dünya ve ahiretle alakalı soracak sorularım var." der.

Bunun üzerine Peygamberimiz (asm) o kimseye, "Ne istiyorsan sor." buyururlar.

Ardından o kişi ile Peygamber Efendimiz (asm) arasında bizim de pek çok dersler çıkarabileceğimiz şu diyalog yaşanır:

İnsanların en zengini olmak istiyorum. Ne yapmalıyım?

Kanaatkâr olursan insanların en zengini olursun.

İnsanların en hayırlısı olmak istiyorum.

İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Sen de insanlara faydalı ol.

İnsanların en adaletlisi olmak istiyorum.

Kendin için istediğini insanlar için de istersen insanların en adili olursun.


İnsanlar içinde Allah'a en yakın, O'nun en has kullarından olmak istiyorum.

Allah'ı çok zikredip anar ve hatırlarsan o zaman Allah'ın en has kulu olursun.


Muhsinlerden, iyilik edenlerden olmak istiyorum

Allah'a, O'nu görüyor gibi ibadet et, her ne kadar sen O'nu görmesen de O seni görüyor.


İmanımı kemale erdirmek istiyorum.

Güzel ahlaklı olursan imanın kemale erer.

 
Kıyamet günü nur içinde haşrolmak istiyorum.
Hiç kimseye zulmetme, kıyamet günü nur içinde haşrolursun. Önce kendine ve insanlara merhamet et ki;

Allah da sana merhamet etsin.

Günahlarımın azalmasını istiyorum.

İstiğfar ederek günahlarının bağışlanması için Allah'a yalvarırsan günahların azalır.


İnsanların en kerimi olmak istiyorum.

Allah'a kullarını şikayet etmezsen insanların kerimi olursun.


Rızkımın bol olmasını istiyorum.

Temizliğe devam edersen rızkın bol olur.


Allah ve Resulü tarafından sevilmek istiyorum.

O zaman Allah ve Resulü'nün sevdiklerini sev, sevmediklerini de sevme.


Allah'ın bana kızmasından kendimi korumak istiyorum.

Kimseye kızmazsan Allah'ın gazabından ve kızmasından kurtulursun.


Duamın kabul edilmesini istiyorum.

Haramlardan sakınırsan duaların kabul olur.


Allah'ın beni başkalarının yanında rezil etmemesini istiyorum.

Namusunu koruyup iffetli ol ki; insanlar yanında rezil olmayasın.


Allah'ın ayıplarımı, kusurlarımı örtmesini istiyorum.

Kardeşlerinin ayıplarını örtersen Allah da senin ayıplarını örter.


Benim günahlarımı ne siler?

Gözyaşların, hudûun (saygıyla Allah'a kulluğun) ve hastalıklar.


Allah yanında hangi özellikler daha faziletlidir?

Güzel ahlak, tevazu, belalara sabır ve kazaya rıza.


Allah yanında en büyük günah hangisidir?

Kötü ahlak ve Allah'ın emirlerine karşı gösterilen cimrilik.


Rahman Allah'ın rahmetini ne coşturur?

Gizliden gizliye sadaka vermek ve sıla-i rahim (akrabaları ziyaret ve görüp gözetmek).


Cehennem ateşini ne söndürür?

Oruç.


(Ali el-Müttaki, Kenzu'l-Ummal, 16/127-129)

Strese İyi Gelen Şeyler