elhamdülillah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
elhamdülillah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2012 Perşembe

HADİSLER IŞIĞINDA AKSIRMA VE ESNEME


Aksırma (hapşırma), Allah'ın insana bahşettiği şaşırtıcı bir savunma mekanizmasıdır. Çünkü aksırma ihtiyacı hissettiğimiz zaman engel olamayız. Vücudunuza bu mekanizma konulmamış olsaydı, bize rahatsızlık veren pek çok zararlı maddelerden ve tozlardan kurtulamazdık. İşte bu sebepledir ki milyonlarca mikrop ve zararlı maddelerden kurtulduğumuz için, aksırdıktan sonra Rabbimize şükrediyor ve "elhamdülillah" diyoruz.

İnsan aksırınca çok kısa bir an kalbin atışı durur ve tekrar çalışmaya başlar. İşte bu, insanın ölüp de tekrar hayata dönmesi gibidir. Bu sebeple aksırma engellenmemelidir. Zira aksırma esnasında duran kalp, tekrar çalışmayabilir. Cenabı Hakk'ın insana tekrar kalbin çalışması nimetini vermesi karşısında da yine, 'elhamdülillah' diyerek Cenâb-ı Hakka şükredilir.

Aksırmak vücutta meydana gelen bir sıkıntı, bir zorlama sonucu olur. Bu ihtiyacı duyan kimse aksırdığı anda ferahlar. Bu ferahlamadan dolayı da Müslümanın yine Allah'a şükretmesi gerekir. Zira Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:

"Allah kulunun aksırmasını sever, fakat esnemesinden hoşlanmaz. Ey Müminler! Sizden biriniz aksırıp Allah'a hamd ederse, (el-Hamdülillah derse) onun hamdettiğini işiten her müslümana, "Yer-hamükellah" diye karşılık vermesi gerekir Esneme işi şeytandandır. Birinize esneme hâli gelirse mümkün olduğu kadar esnemeye engel olsun. Çünkü biriniz esnemek üzere ağzını açınca onun bu gafletine şeytan güler" buyururlar. (Tecrid-i Sarih Tercümesi, XII, 165).

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:

"Aksıran yahut geğiren kişi "elhanıdülillahi âlâ külli halin minelhâl' derse, ondan en hafifi cüzzam olan yetmiş hastalık def edilir." buyurmuşlardır.

Başka bir rivayette ise şöyledir: "Kim aksırdığı zaman 'elhamdülillahi Rabbi'l âlemine âlâ külli hâlin makâne' derse ebediyen ne kulak ne dil (ne de karın) ağrısı çeker." (Kütübi Sitte, c. 9, s. 426.)

İbni Ömer radıyallahu anh rivayet ediyor:

"Bir gün Peygamberimizin yanında otururken aksırdım. Ashâb bana: "'Yerhamükellah' (Allah sana merhamet edip, hastalık vermesin) dediler. Peygamberimiz de onlara: " 'Yehdikümullahu ve yuslihubâleküm (Allah sizi şaşırtmayıp hidayete (doğru yola) iletsin ve işinizi yoluna koysun) diye dua etti" (Hayâtü's Sahabe, c-3/79)

Aksırma karşılıklı duâlaşmaya vesiledir. Bu, aynı zamanda, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin de sünnetidir. Aksırmakla saniyenin onda biri kadar bir zamanda gözlerimiz ve hava yollarımız kapanarak saatte 300-350 kın hızla 85 milyon bakteriyi bomba gibi havaya fırlatırız. Aksıran kişinin mikropları etrafa saçmaması ve grip gibi hastalıkları yaymaması için el, mendil ya da elbisesiyle ağzını kapaması sünnettir. Zira Ebu Hureyre ra-dıyallahuanh ın bu husustaki bir rivayeti şöyledir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem aksırdığmda elini veya elbisesini ağzına koyar sesini gizler veya aksırmayı içinden yapardı'' Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin bu hareketi, çevrede bulunan insanları, bulaşıcı hastalıklardan korumaya yönelik, ilâhî hikmetin gereği, bir nevi vahiyle kendisine ilhâm edilen bir davranıştır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

"Üç defaya kadar aksıran kimseye dua edilir. Eğer daha fazla aksıracak olursa; ister dua edersin, ister etmezsin [Çünkü artık o hastadır]" (EbûDâvud, Edeb; 91)

Aksıran kimse, "Elhamdülillâh" demelidir. Böyle dedikten sonra orada bulunanlar da kendisine dua eder. -Aksıran da duaya mukabele eder. "Elhamdülillâh" demeyene ise bir şey denilmez- Şeytan, asrı saadette, adı bilinmeyen "mikrop" anlamında kullanılmış olmalıdır. Ağzı kapatmak görgü kuralları açısından da önemlidir. Sahabeden biri peygamberimizin yanında aksırmış, hamd etmeyince de peygamberimiz tarafından ikaz edilmiştir. Günümüzde aksırana "çok yaşa" denir. Bu dini ve milli bir anlam taşımamaktadır. Bu sadece bir iyi dilek ifadesidir.



ESNEME ADABI

Peygamberimiz (sav) bir Hadis-i Şeriflerinde:

"Esnemek şeytandan, aksırmak ise rahmandan kaynaklanır." buyurmuşlar.

Bir insan üç yerde çok esner:

1- Uykusu gelince

2- Acıkınca

3- Nazar değince.

Her üç zamanda insanın bedenen ve ruhen zayıfladığı zamanlardır. Bedenen ve ruhen gücü azalmış olan insanı şeytanın etkilemesi veya hastalanması çok kolaydır.

Rasül-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:

"Biriniz namazda iken esneyeceği zaman gücü yettiği kadar esnemeyi hapsedip tutsun, çünkü şeytan girer." (Müslim, Zühd, 57,58, 59) buyurmaktadır.

Özellikle namazdayken esneme uygun görülmemiş ve esneme halinin uygun bir şekilde geçiştirilmesi tavsiye edilmiştir. Namaz kılan bir kişinin esnemesi veya gerinmesi, onun namazdan bir şey anlamadığını ve ne yaptığını bilmediğini göstermeye yeter. Böyle şuursuzca kılınan bir namaz, çevresindekileri rahatsız edeceği gibi, insanı da Kuranda belirtilen, kötülüklerden ve çirkinliklerden alıkoymaz. Bu sebeple, Hadis-i Şeriflerde belirtildiği gibi, ertelemeden, yorgunluk ve tembellik basmadan namaz vakti girer girmez kılınmalıdır. Nitekim şeytan insanı oyalayıp namazı erteletmeye çalışır. Namaza duran bir kişinin, önce kimin huzuruna çıktığını çok iyi bilmesi ve namazını da bir o kadar uyanık ve dinç kılması gerekir.

İnsanın esnemeyi hapsetmesi, gerek namazda, gerekse içinde bulunduğu toplumda, ağzını sonuna kadar açarak esnemekten kaçınması emredilmektedir. Müslüman, her yerde âdâbı muaşeret kurallarına uyan, nazik ve kibar bir insan olmak durumundadır. Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in, kendisinin esnemediği eserlerimizde yazılıdır. Esnemesi gelen kişinin, bunu düşünmesi durumunda esneme halinin gittiği de tecrübe ile sabittir.

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem:

"Sizden biriniz esneyeceği zaman elini ağzına koysun; zira şeytan ağzına girer." (Müslim) buyurması bu sebeptendir.

Müslüman'ın davranışlarına dikkat etmesi ve başkalarına tiksinti verebilecek şekilde ağzının içini göstermemesi gerekir. Bunun yanı sıra, ağzını alabildiğine açıp yayarak esneyen bir insanın, o anda kısmen müdafaasız kaldığı için, içeri girebilecek mikroplara ve diğer istenmeyen şeylere karşı da uyarılmıştır.

(alıntı / Ahmet Ağmanvermez - İlkadım Dergisi)

10 Ocak 2012 Salı

BESMELENİN FAZİLETLERİ

  
SORU: 
Euzü ve Besmele’nin manası nedir?
CEVAP: 
Euzübillahimineşşeytanirracim demek, Allah’ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.
Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.

Besmelenin fazileti:
 
SORU:
 
Besmelenin fazileti nedir?
CEVAP:
 
İlk yazılan, Besmeledir. 
Âdem aleyhisselama ilk gelen, Besmeledir. 
Müminler, Besmele yardımıyla Sırattan geçer. 
Cennet davetiyesinin imzası Besmele’dir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hoca çocuğa Besmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü teâlâ, çocuğun ve anasının ve babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için senet yazdırır.) [S. Ebediyye]

(Kur’an-ı kerimin anahtarı, Besmeledir) [S. Ebediyye]

(Besmele her kitabın anahtarıdır.)
[Hatîb]

(Besmeleyle yenen yemek bereketli olur.) [İbni Mace]

(Besmeleyle başlanmayan her önemli iş noksan kalır.) [Beyheki]

(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkân yok” der, dönüp gider.) [Tibyan]

(Amel defterinde 700 Besmele bulunanı Allahü teâlâ Cehennemden çıkarır.) [Tergib-us-salat]

(Besmeleyle yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allahü teâlâ da razı olur.) [Deylemi]

(Besmeleyle işe başlayanın günahları af olur.) [İ. Rafii]

(Yemeği Besmeleyle yiyip, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları affolur.) [Taberanî]

(Besmeleyle yenen yemek bereketli olur.) [İbni Mace]

(Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.) [Deylemi]

(Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) [Tergib-us-salat]

(Besmele yazılı bir kâğıdı yerden kaldıran, sıddıklardan yazılır.) [Tergib-us-salat]

(Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) [İbni Sünni]

(Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmeleyle başlayın!) [Taberanî]

(Su içerken Besmele çek, bitince de Elhamdülillah de ve üç nefeste için!) [İbni Sünni]

(Yemeğe başlarken Allahü teâlânın adını anın, yani Besmele çekin! Başında Besmele çekmeyi unutan, hatırladığı zaman, “Bismillahi alâ evvelihi ve ahirihi” desin!) [Ebu Davud, Tirmizi, Hâkim]

(Yemeğe başlayan kimse, Bismillahi desin. Bismillah demeyi unutursa hatırlayınca, “Bismillahi evvelehü ve âhirehü” desin.) [İbni Mace]

(Şeytandan korunmak için yemek yerken, istirahat ederken ve gece yatarken Besmele çekin!) [Taberanî]

(Helaya girerken çekilen Besmele, cinlerin gözüne perde olur, avret yerini göremezler.) [Tirmizî]

(Kapısını besmeleyle kapatan şeytandan korunur. Bir çubukla da olsa kapları Besmeleyle örtün!) [İ. Hibban]

(Şeytan, Besmele çekilmemiş yemeği kendine helâl görür.) [Müslim]

(Şeytandan korunmak için, eve girerken selam verin ve yemeği besmeleyle yiyin!) [Taberanî]

(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkân yok” der, dönüp gider.) [Tibyan]

(Evden çıkarken “Bismillahi, tevekkeltü alallah, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” diyen, tehlikelerden korunur ve şeytan ondan uzaklaşır.) [Tirmizi]

(Ya Resulallah, çok yediğimiz halde doymuyoruz, yemeğin bereketi olmuyor) dediler. Resulullah, (Yemeği ayrı değil beraber yiyip Besmele çekilirse, bereketli olur) buyurdu. (İbni Mace)

Resulullah efendimiz, Besmele çekip suyu üç nefeste içer, bitince Elhamdülillâh derdi. (İ. Sünnî)

SORU: 
İşlere başlarken kısaca Bismillah demek yetişir mi?
CEVAP:
Yetişir. [“h” harfinin iyice belli olması için] (Bismillahi) demek daha uygundur.
Besmele ile başlanılan iş bitince de, (Elhamdülillah) demeli, yani Allahü teâlâya şükretmelidir!

İbrahim suresinin, (Şükrederseniz elbette nimetimi artırırım) mealindeki 7.âyet-i kerimesi ile (Az-çok bir nimete kavuşan “Elhamdülillah” derse, Allahü teâlâ, o kimseye bu nimetten daha iyisini verir) ve (Yiyip içtikten sonra “Elhamdülillah” diyenden Allahü teâlâ razı olur) hadis-i şerifleri, nimete şükredince, hem eldeki nimetin yok olmaktan kurtulacağını, hem de yeni nimetlerin ele geçmesine sebep olacağını bildirmektedir. (T.Gafilin)

Besmeleyle başlamak:
 
SORU: 
Her hayırlı işe Besmeleyle başlamak gerektiğine göre, mektuplara, maillere de Besmeleyle başlamak gerekmez mi?
CEVAP:
Besmeleyi İslam harfleriyle yazmak gerekir. Ancak Besmele şimdiki mektuplarda yerlerde sürünebileceği için mektuplara yazmamak daha uygun olur. Maillerde ve mektuplarda, İslam harfleriyle yazılı şeklini Latin harfleriyle karışık yazmamalı. İslam harfleriyle yazılı olup elden götürülecek mektuplara ve yine İslam harfleriyle yazılan maillere Besmeleyle başlamak sünnettir. Büyük İslam âlimi Dost Muhammed Kandihârî hazretleri, 29. mektubunda buyuruyor ki:
Peygamber efendimiz, mektupların başına, Bismillâhirrahmânirrahîm yazardı. Mesela, Dıhye-i Kelbî aracılığıyla Rûm kayseri Herakliyus’a gönderdiği mektuba Besmeleyle başladı. Kâfire bile yazılan mektuba Besmeleyle başlamak sünnettir. Hudeybiye barışında Hazret-i Ali’ye Besmele yazmasını emretti.
Her hayırlı işe Besmeleyle başlamalıdır.


Kaynak: Dinimiz İslam.com



Cübbeli Ahmet Hoca Çörek Otu Kara Habbe Faydaları 





3 Ocak 2012 Salı

ELHAMDÜLİLLAH İYİYİM

 Peygamber Efendimiz (s.a.v), bir kimseye “Nasılsın?” buyurdu.

O kimse, “İyiyim” dedi.

Üçüncü defa sorunca o kimse, “Elhamdülillah iyiyim” dedi.
...
Peygamber efendimiz:

“İşte senden bu cevabı bekliyordum. Bunun için soruyu tekrarladım.” buyurdu.

[Taberani]

Strese İyi Gelen Şeyler