en özlü söz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
en özlü söz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Nisan 2012 Cumartesi
KONFÜÇYUS DER Kİ
"İnsanoğlunda seni şaşırtan şey nedir?" diye sormuşlar Konfüçyus'a.
Cevabı:
İnsanoğlu para kazanmak için sıhhatini verir.
Sonra, sıhhatini kazanmak için parasını verir.
İstikbali düşünürken, yaşadığı günü unutur.
Böylece ne bu günü yaşar ne de istikbali.
Aslında ölüm yokmuşçasına yaşarken yaşamamış gibi ölür.
27 Şubat 2012 Pazartesi
NEME LAZIM BE SULTANIM
Kanuni Sultan Süleyman, en yüksek duruma getirmiş olduğu devletin akıbetini hayâl eder, günün birinde “Osmanoğulları da inişe geçer çökmeye yüz tutar mı?” diye derin derin düşünmeye başlar... Bu gibi soruları çoğu zaman süt kardeşi meşhur âlim Yahyâ Efendi’ye sorduğundan bunu da sormaya niyet eder. Güzel bir hatla yazdığı mektubu keşfine inandığı Yahyâ Efendi’ye gönderir... “Sen ilahî sırlara vâkıfsın. Kerem eyle de bizi aydınlat. Bir devlet hangi halde çöker? Osmanoğulları’nın âkıbeti nasıl olur? Bir gün olur da izmihlâle uğrar mı?” şeklinde mektubunu gönderir.
Güzel bir hatla yazılmış mektubu okuyan Yahyâ Efendi’nin cevabı bir bakıma çok kısa, bir bakıma içinden çıkılmaz bir hâl alır:
“Neme lâzım be Sultânım!”
Topkapı Sarayı’nda bu cevabı hayretle okuyan Sultân, bir mânâ veremez. Yahyâ Efendi gibi bir zâtın böylesine basit bir cevapla işi geçiştireceğini pek düşünmez. Söylenmeye başlar: “Acaba bilmediğimiz bir mânâ mı vardır bu cevapta?” Nihayet kalkar, Yahyâ Efendi’nin Beşiktaş’taki dergâhına gelir. Sitem dolu sorusunu tekrar sorar:
“Ağabey ne olur mektubuma cevap ver. Bizi geçiştirme, soruyu ciddiye al!”
“Sultânım sizin sorunuzu ciddiye almamak kâbil mi? Ben sorunuzun üzerine iyice düşündüm ve kanaatimi de açıkça arz ettim.”
“İyi ama bu cevaptan bir şey anlamadım. Sadece “neme lâzım be Sultânım!” demişsiniz. Sanki “Beni böyle işlere karıştırma” der gibi bir anlam çıkarıyorum.”
“Sultânım! Bir devlette zulüm yayılsa, haksızlık şâyi olsa, işitenler de “neme lâzım” deyip uzaklaşsalar, sonra koyunları kurtlar değil de çobanlar yese, bilenler bunu söylemeyip sussa. Fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin, feryâdı göklere çıksa da bunu da taşlardan başkası işitmese, işte o zaman devletin sonu görünür. Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır, halkın itimâd ve hürmeti sarsılır. Asayişe itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlâl de böylece mukadder hâle gelir...”
Bunları dinlerken ağlamaya başlayan koca sultan, söyleneni başını sallayarak tasdîk eder, sonra da kendisini böyle ikaz eden bir âlime memleketinin sahip olduğu için Allah’a şükreder. Yahya Efendi'ye ise bu tür tenbihlerini mutlaka söylemesi gerektiğini anlatır.
İlgili mektup, Topkapı Sarayı'nda sergilenmektedir.
![]() |
| Yahya Efendi Türbesi |
24 Ocak 2012 Salı
4 Ocak 2012 Çarşamba
SÖZ UÇAR, DUA KALIR
Nice sözler söylenir, ama unutulur bir zaman sonra. Kalpten gelmeyen
sözlerin ömrü bir nefesliktir. Bir nefes sonra kaybolup giderler, ama
kalbin sözü unutulmaz çünkü kalp sözünü hiç unutmaz. Kalbin sözü kalpten
bir ruhla doğar ve ulaştığı yere hayat verir. Kalbin sözü hiç
ölmez. Hatta kalp söze ihtiyaç bile duymaz çünkü kalbin sözü
sevgidir.
İşte bu yüzden SÖZ UÇAR, SEVGİ KALIR . . .
Bazı sözler vardır kalbe iner. Kalbi diriltir o sözler. Semalardan kalbe gelir, ruh beslerler. O sözden her bir harf bir meleğin omuzlarında iner. Ve insanın ayaklarını dünyadan keserler. O sözler ki, taşa değse parça parça olur, göz göz olur ağlar, yürek olup tuza döner, semaya uçar. O sözler ki semanın kalbinden gelir.
Bazı sözler vardır kalbe iner. Kalbi diriltir o sözler. Semalardan kalbe gelir, ruh beslerler. O sözden her bir harf bir meleğin omuzlarında iner. Ve insanın ayaklarını dünyadan keserler. O sözler ki, taşa değse parça parça olur, göz göz olur ağlar, yürek olup tuza döner, semaya uçar. O sözler ki semanın kalbinden gelir.
İşte bu yüzden SÖZ UÇAR, VAHİY
KALIR . . .
Söz vardır dünyadan öte, kalpten içeri. Sözler vardır yerden gelen ama semaya emanet edilen. Cennetin duvarları o sözlerle örülür. Gözyaşları o sözlere eşlik ederler. O yaşlar toplanır, cennetin ırmakları oluverirler. Bu yüzden o sözler dudaklardan çıkar çıkmaz meleklerin kanatlarında yükselir. Rabb'in kapısına yükselir. O'nun cevabı özlenir. Özlenesi sözlere hasret ve hayretle beklenen cevap iliştirilir. Dua edenin kalbine iliştirilir .
Söz vardır dünyadan öte, kalpten içeri. Sözler vardır yerden gelen ama semaya emanet edilen. Cennetin duvarları o sözlerle örülür. Gözyaşları o sözlere eşlik ederler. O yaşlar toplanır, cennetin ırmakları oluverirler. Bu yüzden o sözler dudaklardan çıkar çıkmaz meleklerin kanatlarında yükselir. Rabb'in kapısına yükselir. O'nun cevabı özlenir. Özlenesi sözlere hasret ve hayretle beklenen cevap iliştirilir. Dua edenin kalbine iliştirilir .
İşte bu yüzden SÖZ UÇAR, DUA KALIR . . .
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Hayatta strese karşı ilaç olarak Ecdadımız Osmanlı’nın düstûr edindiği 5 esas şunlardır: 1- Er-rızku al’allah: Rızkı veren Allah’tır, ...
-
İnnâ lillahi ve İnnâ İleyhi Raciûn İstircâ' lügatta, "geri dönmek, geri vermek, geri almak, dönmesini istemek" a...
-
SEMA KAPILARI AÇILDI Gök Sema Kapılarını Açan Dua Zikir Hz. Ömer'in oğlu (Allah ondan razı olsun) anlatıyor; Biz bir gün R...




