peygamber efendimizin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
peygamber efendimizin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2012 Perşembe

PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN BİR GÜNÜ


Peygamber Efendimiz (S.A.V) gecenin son üçte birine doğru uyanırdı. Cihana bedel gözlerindeki uykuyu eliyle silerek doğrulur ve “Bizi öldükten sonra dirilten Allah’a hamd olsun. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak da O’dur.” diye dua ederdi.

Bazen Medine’nin berrak gökyüzüne bakarak, Al-i İmrân Sûresi’nin son on bir âyetini okurdu. Sağ tarafından başlayıp gömleğini giyer ve ilk iş olarak inci dişlerini misvâklardı.

Abdest bozacağı yere yaklaştığı sırada “Allah’ım! Her tür şeytandan (kötülüklerden ve günahlardan) sana sığınırım” diye dua eder, oradan uzaklaşırken “Allah’ım! Beni bağışlamanı dilerim” anlamında “Gufrânek” derdi. Abdest alıp teheccüd namazına başlardı.

Canlı ve coşkulu bir ibadetten sonra mübarek bedeni yorulduğu için yeniden istirahata çekilirdi. Ayrıca geceleri Bakî Mezarlığı’na gider, vefat eden ashâbına dua ederdi. Çok önem verdiği bu görevi hiç ihmâl etmezdi.

Sabaha doğru müezzin, Resûlullah’ın (S.A.V) evine iki defa uğrardı. Birincisinde namaz vaktinin girdiğini haber verir, o zaman Efendimiz tekrar kalkıp sabah namazının iki rekat sünnetini kılar, sağ tarafına uzanıp dinlenirdi.

Müezzinin ikinci gelişinde mescide çıkıp kendisini bekleyen ashâbına sabah namazını kıldırırdı. (Buhârî, Teheccüd 23)

Namaza başlamadan önce safların ip gibi düzgün tutulmasını tavsiye eder, bazen sahabilerin omzuna dokunarak herkesi bir hizaya getirirdi. (Müslim, Salât 122-128)

Ortalık iyice aydınlanmadan namaz kılınmış olur, kadınlar geldikleri gibi sessizce evlerine döner, âcil işi olmayan erkekler Peygamberimiz’le (sav) beraber olmak, onun gül yüzüne doya doya bakmak için yerlerinden ayrılmazlardı.

Mihrapta bağdaş kurup oturan Efendimiz (sav) güneş doğuncaya kadar ashâbıyla sohbet ederdi. (Müslim, Mesâcid) Bazen ashâbına o gece gördükleri rüyayı sorar, rüyalarını tâbir ederdi; rüya gören olmamışsa kendi rüyasını anlatırdı.

Zira Peygamberimiz (sav) rüyalarda önemli olayların ipuçlarını bulur, mü’minin gördüğü rüyanın peygamberliğin kırk altıda biri olduğunu söylerdi. (Buhârî, Ta’bîr)

Peygamber Efendimiz (sav) daha sonra eve döner, besmele çekerek içeri girer, sol tarafından başlayıp ayakkabısını çıkarır, ev halkına selâm verirdi.

Eve besmeleyle girildiğinde şeytanın üzüldüğünü, adamlarını “Artık burada kalamazsınız” diye uyardığını söylerdi. (Müslim, Eşribe) Eve girerken “Allah’ım! Senden hayırlı giriş, hayırlı çıkışlar niyaz ederim. Allah’ın adıyla girdik, Allah’ın adıyla çıktık ve Rabb’imiz olan Allah’a tevekkül ettik.” der, içeri girer girmez yine dişlerini misvâklardı. (Müslim, Tahâret)

Sonra hanımına evde yiyecek bir şey olup olmadığını sorar, yiyecek bir şey yoksa oruca niyet ederdi. (Müslim, Sıyâm) Eline geçeni yoksullarla paylaştığı için yiyecekleri sık sık tükenir, evlerinde haftalarca yemek pişmediği olurdu. Aişe annemizin dediği gibi böyle zamanlarda hurma ve su ile veya komşuların gönderdiği yiyeceklerle yetinirlerdi.

Gün olur bir tabak yemekle, gün olur birkaç hurmayla idare ederdi. Bir şey yerken besmele çekmeyi, sonra da “elhamdülillah” demeyi hiç ihmal etmezdi.

Evde bulunduğu saatlerde eşlerine her konuda yardım ederdi. Gerekirse evi süpürür, hayvanları sağar, elbisesini yamar, kendi işini kendi yapardı. (Ahmed İbni Hanbel, Müsned)

Her sabah onların hatırını sorar, ihtiyaçlarını öğrenir, sonra da bunları temin ederdi. Yolda karşılaştığı kimselere selâm verip tokalaşırdı. Duha namazı diye de anılan kuşluk namazını hiç ihmal etmezdi. Öğle sıcağı iyice bastırınca kaylûle yapar yani öğle uykusuna yatardı. Sevdiği kimselerin evinde kaylûle yaptığı da olurdu. Vaktinin önemli bir kısmı Mescid-i Nebevî’de geçerdi. Müslümanlar’la orada görüşüp sohbet eder, sorularını cevaplandırır, öğüt isteyenlere öğüt verirdi.

Önemli bir duyuruda bulunacağı zaman herkesi orada toplar, ganimet mallarını dağıtır, göndereceği heyetleri, askerî birlikleri, tayin edeceği kumandanları, valileri, zekât memurlarını, dini öğretecek muallimleri belirler, yabancı heyetleri kabul eder, onları orada veya mescidin yanında kurulan çadırlarda ağırlardı.

Sağ tarafına yatardı. Yatsı namazı kılındıktan sonra önemli bir işi yoksa, kardan beyaz dişlerini temizleyip abdestini alır, yatağına gider, İhlâs ve Muavvizeteyn’i yani Kulhüvallâhüahad ile Kul eûzüleri okuyup ellerine üfler, sonra da ellerini yüzüne ve vücuduna sürerdi. Yavaşça sağ yanına uzanır, mis kokulu avucuna gül yanağını koyar ve bazı dualar okurdu.

Kimi zaman kısaca “Allah’ım! Senin adınla ölür, senin adınla dirilirim” anlamında “Allâhümme bismike emûtü ve ahyâ” der (Buhârî, Daavât) bazen daha uzun dualar okur, sonra kendisini bir tür ölüm kabul ettiği uykunun kollarına bırakıverirdi.
 
alıntı iyilikguzellik.com

7 Şubat 2012 Salı

ŞU 3 ŞEYİ ASLA GECİKTİRME



Namaz, cenaze ve bekarlık geciktirilmez.


Hz. Ali (ra) Peygamber Efendimizin (a.s.m.) şöyle buyurduklarını rivayet ediyor:

Üç şey vardır, geciktirilmez: 
Vakti geldiğinde namaz, 
hazır olduğunda cenaze 
ve dengi bulunduğunda bekar.

Camiüssağir [3:310, Hadîs No: 3478]


18 Ocak 2012 Çarşamba

EFENDİMİZİN (S.A.V) KIZINA NASİHATI


Peygamber Efendimiz (sav) Hz. Fâtıma'ya düğün günü şöyle nasihat etti:

*Kızım, evimizden çıkıp başka bir eve, ülfet etmediğin bir kimseye gidiyorsun..
*Sen kocana yer ol ki, o sana gök olsun!
*Sen ona hizmetçi ol ki, o sana köle olsun!
*Kocana yumuşak davran!
*Öfkeli hallerinde sessizce yanından kayboluver..
*Öfkesi geçinceye kadar ona görünme..
*Ağzını ve kulağını muhâfaza et..
*Kocan sana fenâ söylerse, söylediklerini duyma, sakın mukâbelede bulunma!
*Ona karşı gelme!
*Dâimâ senden güzel söz işitsin, güler yüz görsün.
*Bu suretle sana iyi nazarla baksın.."

17 Ocak 2012 Salı

BİR BARDAK SUDA 7 SÜNNET VARDIR


Bir bardak sudaki 7 sünnet şunlardır:
 

1) Besmele İle İçmek,
2) Oturarak İçmek,
3) Sağ Elle İçmek,
4) Üç Yudumla İçmek,
5) Bardağa Üflememek,
6) Aile Arasında da Olsa İkram Etmek,
7) Bitirince ELHAMDÜLİLLAH Demek...

Cübbeli Ahmet Hoca Çörek Otu Kara Habbe Faydaları 





12 Ocak 2012 Perşembe

PEYGAMBERİMİZ (SAV) DİYOR Kİ;





Allahım! 
Harama bulaşmaktansa, helalinle yetineyim. 
Beni lütfunla (zengin kılarak) Senden başkasına muhtaç etme.
Tirmizî, Deavât,11

3 Ocak 2012 Salı

ELHAMDÜLİLLAH İYİYİM

 Peygamber Efendimiz (s.a.v), bir kimseye “Nasılsın?” buyurdu.

O kimse, “İyiyim” dedi.

Üçüncü defa sorunca o kimse, “Elhamdülillah iyiyim” dedi.
...
Peygamber efendimiz:

“İşte senden bu cevabı bekliyordum. Bunun için soruyu tekrarladım.” buyurdu.

[Taberani]

PEYGAMBER EFENDİMİZİN (SAV) ŞİFA DUALARI

Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam, Ebu Katade`nin genç kalması için şöyle dua lütfetti:
`Efleha`llahü vecheke Allahümme barik lehu fi şa`rihi ve beşerihi`
(Allah yüzünün güzelliğini arttırsın. Allah`ım saçını ve vücudunu kendisi için mübarek kıl.)
Ebu Katade(ra) bu duanın bereketiyle yetmiş yaşında vefat ettiği zaman on beş yaşında bir genç gibi gösteriyordu.

Yine bir gazvede Ebu Katade`nin (ra) yüzüne ok isabet etmiş ve yırtılmıştı. Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam mübarek eliyle meshetti. Ebu Katade (ra) der ki: `Kat`iyyen ve asla ne acısını ve ne de cerahatini görmedim.`

Bir gün İmam Ebu Kasım Kuşeyri Hazretlerinin çocuğu hastalanmıştı. Çok üzüntü çektiği günlerde Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam`ı rüyasında gördü. Ve Efendimiz`den (asm) şifa talep etti. Peygamber Efendimiz (as): `Oğluna şifa ayetlerini oku` buyurdu. Hazret-i İmam da oğluna şifa ayetlerini okudu ve Allah`ın izniyle oğlu şifa buldu.

Şifa ayetleri şunlardır:
1- `Ve yeşfi sudura kavmi`m-mü`minine ve yüzhib ğayza kulubihim.`
(Allah mü`minler topluluğunun gönüllerini ferahlandırsın, şifa versin ve kalplerindeki ıztırabı gidersin.)

2- `Ya eyyühe`n-nasü kad caet küm mev`ızatun min Rabbikum ve şifaü`l-lima fi`s-suduri ve hüden ve rahmetün li`l-mü`minin.`
(Ey İnsanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerin derdine şifa, mü`minlere bir hidayet ve rahmet gelmiştir.)

3- `Yahrucu mim-butuniha şarabüm-muhtelifün elvanühu fihi şifaü`l-linnasi inne fi zalike le`ayete`l-likavmi`y-yetefekkerun.`
(Onların karınlarından çeşitli renklerde bir şerbet çıkar ki, onda insanlar için şifa bulunur. Düşünen bir topluluk için şüphesiz bunda bir delil vardır.`)

4- `Ve nünezzilü mine`l-Kur`ani ma hüve şifaü`v-ve rahmetü`l-li`l-mü`minin.`
(Biz Kur`an`da mü`minler için şifa ve rahmet olan ayetleri indiriyoruz.)

5- `Ve iza meridtü fehüve yeşfin.`
(Hastalandığımda bana şifa veren Allah`tır.)

6- `Kul hüve li`llezine amenu hüden ve şifaün.`
(De ki: Kur`an, inananlar için hidayet ve şifadır.)

Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam hastalara şöyle dua etmiştir:

1-`Allahümme rabbi`n-nasi ezhibi`l-be`se işfi. Ente`ş-şafi. La şifae illa şifaüke. Şifaen la yüğadiru sekamen. Allahümme işfi abdeke yenke` leke adüvven ev yemşi leke ila salatin.`
(Allah`ım! Ey insanların Rabbi! Şifa ver! Şifa veren ancak Sen`sin! Sen`den başka şifa verecek kimse yoktur! Allah`ım! Şu kuluna şifa ver ki, Senin bir düşmanına acı versin veya Senin rızanı kazanmak için namaz kılmak üzere yürüsün.)
2- `Bismillahi erkike min külli şey`in yü`zike min şerri külli nefsin ev aynü hasidin. Allahümme yeşfike bismillahi erkike.`
(Sana ıztırap veren her şeyden, her kıskanç nefisten, her hasetçi gözden Allah`ın adıyla sana şifa dilerim. Allah sana şifa versin. Allah`ın adıyla sana şifa dilerim.)



Kaynak
1- Sözler, 287, 288; 2- Mektubat, s. 145; 3- a.g.e., 139; 4- Tevbe Suresi: 14-15; 5- Yunus Suresi: 57; 6- Nahl Suresi: 69; 7- İsra Suresi: 82; 8- Şuara Suresi: 80; 9- Fussilet Suresi: 44; 10- Ebu Davud, Tıb, 3883; Ebu Davud, Cenaiz, 3107; 11- Tirmizi, Cenaiz,

Strese İyi Gelen Şeyler