mümin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mümin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2012 Cuma

MÜ'MİNLERİ BİRBİRLERİNE ETTİĞİ DUANIN ÖNEMİ



Cenab-ı Rabbül Alemin Hz. Musa’ya:

“Ya Musa bana günahsız bir ağızla dua et!” diye buyurdu.

Musa (a.s.):“Yarabbi bende öyle bir ağız yok ki, sana nasıl günahsız bir ağızla dua edeyim,” dedi.

Bunu üzerine Allah’ü Teala:

“Başkalarının ağzıyla dua et çünkü sen başkalarının ağzıyla günah işlemiş olmazsın, öyle hareket et ki diğer insanlar gece gündüz sana dua etsinler. Veya kendi ağzını temizle, Allah’ın (c.c) adı temizdir onu zikrederken ağız temizlenir,” buyurdu.


Ümmü Derda (ra)’dan rivayete göre, Resulullah (sav) efendimiz buyurmuştur:

دعوة المسلم لأخيه بظهر الغيب مستجابة عند رأسه ملك موكل، كلما دعا لأخيه بخير، قال الملك الموكل به، آمين و لك بمثل..


“Bir müslümanın, bir din kardeşine gıyabında yaptığı DUA kabul olunur. Başında vazifeli bir melek vardır. Kardeşine hayır DUA’da bulunduğu vakit, bu melek: ‘AMİN’ der. Ve: ‘Senin için de bir misli olsun’ der.” Müslim-Ebu Davud Tac c 5 s 210


Hadisin Tirmizi’deki metninde hafif bir değişiklik var ki şöyledir:

إن أسرع الدعاء إجابةً دعوة غائب لغائب..


“En çok kabul edilen dua, din kardeşin gıyabında yapılan duadır” Ebu Davud-Tirmizi: Tac c 5 s 211




Efendimiz (sav), Ömer (ra) umre yapmak üzere kendisinden müsaade almaya geldiğinde Resulullah (sav): (لا تنسانا يا أخي من دعائك) “Kardeşim bizi duandan unutma” diye kendisinden dua istemiştir. Hz. Ömer der ki: (كلمة ما يسرني أن لي بها الدنيا) “Bu, bir sözdür ki, bedelinde dünya verilseydi, o kadar sevinmezdim” buyurur. Ebu Davud-Tirmizi: Tac c 5 s 211



Peygamber efendimiz, (Allahü teâlâya günah işlemeyen dil ile dua edin) buyurdu. Böyle bir dilin nasıl bulunacağı sual edilince, (Birbirinize dua edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir) buyurdu. [Tergibüs-salât]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Bir Müslümanın din kardeşinin arkasından ettiği hayır dua kabul olur. O dua edince, bir melek, “Âmin, kardeşin için istediğinin aynısı sana da verilsin” der.) [Müslim, Tirmizi, İbni Mace]

(Allah ile arasında perde bulunmayan iki dua vardır. Biri mazlumun duası, diğeri de kişinin din kardeşinin gıyabında yaptığı duadır.) [Taberani]



-alıntı-

12 Ocak 2012 Perşembe

KİM YALNIZ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR?



BU YAZIYI OKURKEN YALNIZ BAŞINIZA OLABİLİRSİNİZ...
BİTİRDİĞİNİZDE İSE OLMAYACAKSINIZ...



İnsan kendini nasıl yalnız hissedebilir?
İki omuzunda iki melekle yaşıyor.
Kiramen katibin deniyor onlara.

 
Gündüz iki, akşam iki melek nöbetleşe omuz başımızda.
Neyi kimden gizliyorsunuz?
İnsan bir günah işlerken ne büyük gaflette...
Allahü tealanın gördüğünü unutuyor!
Bu iki meleğin gördüğünü unutuyor!

 
Ahireti bilen bu melekler; bu kimse günah işlerken kim bilir nasıl üzülüyorlar…
Kim bilir neler söylüyorlar…
‘Ey mümin… Ne yapıyorsun… Bunun karşılığını bilsen yapmazdın… Bu ne gaflet…’ mi diyorlar acaba?

 
Sağdaki melek, soldaki meleğin amiridir.
Bir kimse bir günah işlediğinde sol omuzundaki sağ omuzdaki amirinden izin istiyor.
- Yazayım mı bu günahı…
- Yazma… Belki bir hayır işler, tevbe eder… Bekle, diyor.
Merhamete bakınız…

Her ne olursa olsun. 

İki omuzumuzdaki meleğin varlığını unutmamaya alışmalıyız Unutsak da oradalar onlar.
 
Yatağa uzandığımız zaman biri başımıza, biri ayak ucumuza geliyor ve bekliyorlar… Ne yaptığımızı takip ediyorlar.
Hayatımıza girmiyorlar. Vazifeleri kayıt. Sadece mahrem yerlerde (hela ve cima) kişinin yanından ayrılıyorlar. 


Burada bir günah işlenirse Allahü teala meleklere bildiriyor.
 

Biz beş kişilik bir arkadaş topluluğunda beş kişi değil, on beş kişiyiz aslında.
Veya iki arkadaş, oradan ayrılıp giden arkadaşlarının arkasından dedikodu yaparken iki kişi değil, altı kişiler.
Az önce samimi konuştukları o arkadaşlarını çekiştirirken; bu meleklerin katında ne iğrenç bir duruma düşüyor bu insanlar.

 
Yalnız değiliz, değiliz…
Mahşer günü her şey ortaya çıkacak…

Bu melekler vazifeli oldukları kimsenin ölüm anında; gözlerinden perde kalktığında ona görünmeye başlarlar…
Ve yıl sonu karnesi gibi, yıllar içinde tuttukları defteri o kimseye gösterirler…
Nasıl ki başarılı bir öğrencinin yüksek notlu karnesi kendisine tebessümle verilir… 

İşte olgun bir müslümanın defterlerini de ona memnuniyetle gösterirler…
 

Bir büyük zat buyurmuş ki; ‘Kişi günah işlemeye niyetlendiği zaman kötü bir koku yayar. Kiramet katibin melekleri bu kokudan rahatsız olurlar… Onlar sizi rahatsız etmediği gibi siz de onları rahatsız etmeyin…’
Ne hakkımız var Allahın iki mübarek kulunu rahatsız etmeye?



Alıntı/Ömer Çetin ENGİN

Strese İyi Gelen Şeyler